'hayatın adaleti yok be abi' ye rastlar dejavunun buhranlı farkediliş tarihi.
Adaleti olsa ne olacak sanki? Yarın uyandığımızda hayatın kazaya kalmış özürlerini ilettiği bir çiçek mi belirecek kapımızda?
Varsayalım ki geldi bu özür. Kaybettiklerimizi geri getirmek için hayatın hangi özeliğinden medet umacağız adaletinden sonra. Hem bu notun altında 'sen de haketmiştin birader' yazıyorsa topu kime arapası atıp derin bir nefes çekeceğiz cigaramızdan?
Kendi içimizi kendimiz oyup, Lokman Hekim'den çare beklediğimiz günden bu yana bu oyunu kurallarına göre oynamıyoruz aslında. Şarkılarda Lokman Hekim'e gönderme yapmaktan vazgeçmeyişimiz, içimizi boşaltırken bir kürek daha eksiltiyor belki hem.
İçimizdeki parmaklıklara hapsettiğimiz diğer biz, bir başka 'fight club' dejavusunun hormonlusuyken,
Hakimlere bişeyleri şikayet ediyoruz. Yavşak olan 'biz' in parmaklığın dışında oluşunu kabullenemeyişimizi başkaları çözsün istiyoruz, ya da çözmesede şikayetçi oluyoruz filan.
'Farkında olmak mutsuzluktur' lafının bünyeye sülük gibi yapışmasından sonra, ne suçu ne de medeti başkasından bilmeyişim bundan.
Not: İşbu satırlar akreple yelkovanın geceyarısını süpürmesinden çok sonra bu şarkı sözlerine binaen zihnimde uçuşup durdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder