29 Ocak 2012 Pazar

Acıya Gülmek

öpüyorsam ayrılığı gözünden
söküyorsam yüreğimi göğsümden
geçiyorsam gözlerinin içinden
sana olan sevdamdandır bilesin
geçiyorsam bir çiçeğin özünden
sana olan sevdamdandır bilesin

meğer ne yalnızız insan olmuşsak
yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin
yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin

biliyorum sen yine
parmak uçlarında üşüyorsun.
aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat, ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını,
ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.
sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta
ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda.
apansız pencerende gülümsüyor güneş, ne güzel!
bütün parmakların tıkır tıkır işliyor.
iştahla biliyorsun, yaşamaktır aşk
geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda
delice bir yangın parmaklarının buzulunda
ah şahrud,
her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli...

karşılıksız sevebilmekse sevda
gerçek seven küle dönmüş her çağda
elim kolum bağlanmışsa kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
seydunayım gebermişsem kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin

28 Ocak 2012 Cumartesi

Sevgili Yıllık (0-1)

Sevgili yıllık,
bu sana ilk seslenişim, hatta herkese ve herşeye...
Kendimce merhaba deyişim, herkesin ağlayışıma gülmesi falan...
Dünyanın en güvenli yerini terkedip ne olduğunu bilmediğim bir yere açıyorum gözlerimi..
Deli gibi ağlıyorum, kimse anlamıyor. Çok sonraları çokca yaşayacağım bu manzaraya idman yapıyorum!
Dünyanın en merhametli,şefkatli,samimi ve tam anlamıyla 'içten' yerini bırakıp da geldim.
Bu yeni geldiğim yerin kahpelik ve yavşaklıklarla dolu olduğunu çok sonraları algılayacağım için şimdiden mevzu bahis yapmaya gerek yok,bahsedecek uzun yıllarım olacak daha hem...
Hiçbir boktan şeyi umursamayıp yatıyorum gece gündüz,miss..
Herkes etrafta dolaşıp kendi meşrebince şirinlikler falan yapıyor,anlamıyorum..
Çok sonraları yine anlamayacağıma o zamandan eminim ama..
Tam anlamıyla yiyip içip yatıyorum,sonra sonra dişler çıkıyor kemiriyorum falan..
Gelen giden beni öpüyor .. Tanımıyorum henüz ama seviyorlar falan,yine anlamıyorum..Sanırım birşeyleri anlamak için çok erken..Bekleyip görelim modunda anlamsızca bekliyorum, henüz bir kaktüsten pek farkım yok..az daha büyürsem daha anlamlandırabilirim herşeyi ümidiyle yatmaya devam

26 Ocak 2012 Perşembe

anlayınca ne oluyorsa?

herkes anlayabildiği kadar yaşar,
ve anlayamadığı şeyleri umursamadan ölüp gider...

24 Ocak 2012 Salı

Yorgan, Allahsıza kadar sığınak..

“Kim ne derse desin, mutlu insanın en mutlu anı, uykuya daldığı andır ve mutsuz bir insanın en mutsuz anı, uykudan uyandığı andır. İnsan hayatı, bir tür hata olmalı.”
(Schopenhauer)

20 Ocak 2012 Cuma

belki böyleydi bi zamanlar

o kadar güzelsin ki nasıl demesem
yani işte susunca çıkmayan her şey sensin[*]

19 Ocak 2012 Perşembe

evreka!

günde sekiz saat boyunca yemek yiyemezsiniz. sekiz saat boyunca hiç durmadan bir şeyler içemezsiniz. sekiz saat boyunca seks yapamazsınız. ama sekiz saat boyunca hiç durmadan çalışabilirsiniz.
işte insanlığın mutsuzluğuna neden olan en büyük şey budur…

18 Ocak 2012 Çarşamba

Korkarım bilmiyor

Henüz gelmedin.

Ne yol biliyorsun ne de iz. Ajandanda işaretli tarihler arasında yerim, telefon rehberinde önceliğim yok hala.

Zamanım ve “KİMLİĞİM” belirsiz. Ben kimim senin gözünde neyim?

Sen kendi yaşam öykünde sana biçilmiş rolünü oynamaya devam ediyorsun her zamanki gibi. Aynı yoldan işe gidip geliyorsun hergün, alışveriş yaptığın mağaza, mahalle bakkalın, faturalarını yatırdığın banka, haftasonu takıldığın alemci tayfan, haftada bir yaptığın aile ziyaretlerin aynı.

Ya ben kaybettim her şeyimi içimde tanımlayamadığım kimlik yüzünden, koynunda uyuduğum annem yok artık, elini öpeceğim babam. Çok uzakta bir hasret yüreğimi kanatan tamir olmaz bir yara ve anlamsız bir hayat…

Arada bir gözlerini tüm bu dış dünyadan alıp içine çevirdiğinde, dalıp gittiğinde sessiz, bir şey olacağına dair tuhaf bir ürperti duyuyorsun. Bilinmezliğin çekici ama bir o kadar da ürkütücü yanı içini yakıyor.

Silkiniyorsun hemen bu tuhaf duygudan kurtulmak için. Bir yolculuğun başında olduğunu biliyorsun. Ama yerin henüz ayrılmamış. Kalkış saati belirsiz.

Adım adım yaklaşıyorsun, kıyılarında dolaşıyorsun, diğer yanı olacağın yaşamın, ortağı olacağın düşlerin…

Henüz gelmedin.

Meraklanma, bir kulağım kapıda bekliyor değilim zaten. Acelesi yok.

Senin buldum sanarak yaşadığın hayalkırıklıkların, benim beklerken büyüttüğüm sancılar geçmedi daha. Yenidir. Ve olmadığı kadar derin. Bırak iyileşsin önce yüreklerimiz, sızısı dinsin acıyan yanlarımızın, tedavi edelim kendimizi önce.

Eksik yanlarımızı tamamlayalım, fazlalıklarımızı törpüleyelim. Bizden önceki öyküleri bitirelim mesela. Son noktaları koyalım. Aramızda yeri olmasın yarım kalmış cümlelerin, tamamlanmamış hayatların, cevapsız soru işaretlerinin.

Başka öykülerden alıntılar yapmayalım, başkalarının kelimelerini sarf etmeyelim birbirimize. Sadece bizim öykümüz olsun, şu anda kağıda dökülen. Tek kahramanları senle ben olsun. “Biz” olalım…

Hazır olalım hem hayata, hem de birbirimize. Güzel bir bahar gününde, aynı kaldırımdan geçerken yanyana mesela, birbirimizi es geçmeyelim. Kaçırmayalım gözlerimizi. Başlamadan bitirmeyelim yaşanacakları. Bizimki birbirimizi bulamadığımız, bulunca da birbirimizi vakitsizce harcadığımız kısacık bir aşk öyküsü olmasın.

Henüz gelmedin gelmeyeceksin de…

Geldiğinde ıslık çalmana gerek yok. Ya da kapıya şifreli vurmana. Sen vakti geldiğinde, sessizce karşıma çık yeter.

Yüreğim bilir.
*Harun Köksal

16 Ocak 2012 Pazartesi

Benim de

Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var(Cemil Meriç)

'Adıyaman' lardan biri

Adıyamanlı birsürü güzel türkü var, onlardan biri bu da

14 Ocak 2012 Cumartesi

Belki de budur

Hayatı kalabalıklaştırdıkça içinde kayboluyorsun.Kendi kalabalıklarının arasında kutsallarını yitirdin(*)

9 Ocak 2012 Pazartesi

Bakarsın aldanmışsın

Yolların Sonu
Bu gün yollanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
itler bile gülecek kimsesizliğimize

Gidiyorum: gönlümde acısı yanıkların...
Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.
Dün benimle birlikte gülen tanıdıkların
Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.

Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
Değişilir topuda bir sokak kaltağına.

İster düşün... Kendini ister hayale kaptır...
Uzar uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır
Sevimli bir hayale açılırken kolların
H.Nihal Atsız




aslında şarkının şiirle hiç alakası yok
şiir mi? aslında herşeyle alakalı, ne zaman okursan oku mutlaka bi yolun sonundasın
olsun şarkı vurucu ama..

6 Ocak 2012 Cuma

Feryada gücüm yok

şarkılardan dünya klasikleri olacaksa, en önde bağıra bağıra gitmeli.
yok olmuyorsa,bir kitap yazıp içini şununla doldurup;
"can demek sen demek, gel de gör bende mi?"

akabinde nobel ödülünü dayamak gerek.nobelin şarkı kategorisi yok diyosan, tüm dallardaki ödülleri vermeli.

kutsal öğretiler barındırıyor gibi o muhteşem sesle birleşince,
ya da içimdeki tüm boşlukları doldurdu, hem de tamamı doğru şekilde.

uykuyu tam almışken, gündüz, keyifliyken, ya da sigarasızken dinlememek gerek.
adamsın...