Kozalar içindeyiz,
Kendimizi içine sakladığımız koza, olmak istediğimiz şeylerin hayal gücümüzdeki yansıması ve dışarıya yansıtılması ile oluşan, dışardan içi görünmeyen ama bulanık da olsa dışarıyı gösteren kendi kozamız.
Olmak istediğimiz gibi olamayınca, olmak istediğimiz gibi olduğumuzu sanma yanılgısıyla izliyoruz dışarıyı.
İpek böceğinin ördüğü kozadan binlerce kat daha girift bu kozalar, bu karmaşıklığına rağmen aslında birer sanat harikası değil; çünkü hayranlıkla izlenecek hiç bir tarafı yok, tam aksine farkedildiğinde karmaşık olduğu kadar iğreti vermekte.
İçerden ve dışardan incelendiğinde farklı görüntü aksettirdiği için tam bir yanılsama ve bu yanılsama da diğer tüm yanılsamlar gibi gerçeğin üzerine şeffaf ama görünmez bir örtü örtmekte.
Dış kısmını gördüğümüz kozalar da , kendimizin başkalarından izin almadan onları içine soktuğumuz kozalar.
Hızlıca paketleyip, nihayetlendirdiğimiz kozalar.
Adil mi? - değil. Gerçekçi mi? - hiç değil. Mutlak mı? - hiç mi hiç değil.
Hem kendimizi hem dışımızdaki varlık alemini istediğimiz gibi görüp, istediğimiz gibi gösterme aptallığı ile örüyoruz tüm bu kozaları.
Tüm bunları yaparken gayet sessiz ve sakiniz her nasılsa.
madem böyle, birileri birşey anlatsa fena olmaz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder