20 Mart 2012 Salı

Hiçbir şey planlandığı gibi gitmedi

Hiçbir şey planlandığı gibi gitmedi işte, elden ne gelir ki? Yeni bir plan yapmak belki, tutmayacak yeni bir çöp daha. Sabahları kazınırcasına kalkılan yatakta; bok vardı sanki onları düşünecek diye küfür edilecek yeni yeni zaman kayıpları. Gitmiyor işte, her şeyin hayırlısı, olmadıysa vardır bir hayır diye kendimizi avuttuğumuz, tembelliğimizi meşrulaştırdığımız, atılan sosyal yönden garipliği tavan yapmış borsa çökertmiş yanlış başlangıçlarımızın hiç bir suçu yokmuşcasına, hayırlısı oldu bence abi diye bürüdüğümüz mantığa, ve olmayışların ördüğü depresyon hırkasına ah edemez olma kaşarlığının nesini meşrulaştıracağına hayret ettiğimiz planlar silsilesi hani.

Ben şimdi söze böyle başlayacağım, o da bana bunu dese konuşma şu yöne gider diye düşündüğümüz, planını bir mimarcasına yaptığımız o diyalogların daha ilk cümleden dümeninin kırıldığında çarptığımız buz dağı kadar tanıdık aslında. Ne diye sorulacak olursa bu tanışık olunan buz dağı. Boşa geçmiş bir planlama denir en basitinden. Şehir bölge planlama bölümünden mezun olup yukarı dudulluda oturan birer lisans mezunu işte herkes. Ah be abi buralar benim planladığım gibi olsa ne güzel olurdu iççekişleri metafor kavramına; yeter lan artık bu neyin mücadelesi dedirtir işte. Şunları bunları yazarım diye başlanan yazının geldiği son noktadır yukarı dudullu. Yazı bile planlandığı gibi gitmedi işte.

Abi şuraya bir büfe açsak günde 100 tost satsak kendini çevirir planları da eşten dosttan toplanan borca dayalı sermayeyi batırır. Abi ben bu kodu yazsam yazsam 3 sene yazarım sonra proje yöneticiliği diye kendini kandırabilen bir plana inanan mezun daha ilk yılında çok çalışır yatay geçiş yaparıma inanmadı mı? İlkinin olmayışında kime suç attı? Onaylanmayan bir başvuru, reddedilen bir çay içme teklifi kaç kişiyi rakı şişelerine gömdü? Hayalle plan arasındaki çizgiyi kim çizdi? Suya düşen her plan kaç kişinin gözünde tulu suya dönüştü? Bilinmez. Sayılmaz.

Beş sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuz sorusuna elle tutulur bir cevap veremeyen insanı işe almayan insan kaynakçısının maksadını beş yıl sonra anlamış biri olarak buna zaten cevap veremem. O soruyu bugün sorsa yine verecek bir cevabım yok keza.

Hiçbir şeyin planlandığı gibi gitmemesi konusundan çok dram ve çok gözyaşı çıkarılabilir biraz kazılsa ama konseptin kendisi kaypak aslında. Yani izafi kişiden kişiye. Suya düşen her planın ardından ölülerin şafağı filmindeki gibi ayağa kalkıp anlamsızca koşadabilir veya kestirme yoldan direk şafağı da sikilebilir. İlk senaryoda düşe kalka bu hayatı yine bir sapa entegrasyon olmadan da bitirebilir, youtube da milyonlarca kez izlenmiş bir motivasyon videosunda ismi de geçebilir.

Hiç bir şey planlandığı gibi gitmedi be abi. O yüzdendir bu iç burukluklarım, ondandır bu yakarışlarım tadında emovari sözlerle ve ya Halil Sezai gibi muhatabı belli olmayan isyanlarla işim olmaz artık benim bu yaştan sonra. Hayatın ta kendisi bu. Pembe panjurlu ev planıyla gelinen yolun başında, kendini Iron Man Yalçın Gülhan’ın yatağında bulan Serpil Çakmaklı gibi yataktan kalkıp mabadını domalta domalta kanepenin üzerinde ağlamanın manası yok, açıklaması da. Olmayınca olmuyor.

Olmayacak.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder