*****Yoksullara ilişkin cümle kuran insanların boyunlarına vurulan bıçaklardan biri de “fakir edebiyatı yapmak” ifadesi. Zengin edebiyatından ne gördük lan! Dünyanın en onurlu, izzetli adamları sokak satıcılığı yapan adamlardır. Çocukları için, kadınları için, anaları babaları için şehrin kalabalık meydanlarında, ellerinde tuttukları, tablalarına dizdikleri, el arabalarına koydukları öte beriyi satmaya çalışan adamlardır. Başlarını sokacak bir yer bulamadıkları halde; çalmayıp, çırpmayıp sokaklarda bazen kaçarak, bazen düşerek bir şeyler satan adamları her gördüğümde izzetli olmak ne demektir anlıyorum
***** Mahallede top oynarken spor ayakkabılarını çıkaran çocukları anlıyor musun? Başka ayakkabısı yok. Evet onları top oynamak için aldı ama işte onunla topa vurmaya kıyamıyor. Bir daha ne zaman alabileceğini bilmiyor çünkü. Nasıl da çelişkili değil mi? Spor ayakkabısıyla topa vurmuyor işte. Bunu anlayabilmek, bir ülkenin toprağına sinmiş yoksulluğu ve çaresizliği anlayabilmektir. Rengini, desenini beğendiği için aldığı koltuğa örtü seren kadınlar da kıyamıyorlar koltuklarına. Eskirse, yenisini ne zaman alabileceklerini bilmiyorlar çünkü. Gittiği her düğünde aynı kıyafeti giyen genç kızı anlıyor musun? Çünkü sahip olduğu en güzel kıyafet bu ve her seferinde aynı kıyafeti giydiği duygusuyla değil, en güzel kıyafetini giydiği duygusuyla hareket ediyor.
(Tarık Tufan*Notlar)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder