"Bir yere kadar Tom Waits, Cohen. Bazı yerlere yalnızca Müslüm’le, Orhan’la girilir" cümlesini okuyunca -yavşaklıkla Fazıl Say arasında bir tercih yapmam gerekirse yavşaklığı tercih ederim- sözünüz aklıma çalınıyor. Arabeskin, acının ve hayatın koordinatları mutlaka bir yerlerde kesişiyor galiba?
Elbette öyle. Ya da bana göre öyle diyeyim. Uzun yıllar konfeksiyon atölyelerinde, kundura atölyelerinde çalıştım. Ontolojik, epistemolojik, etik tüm gerekçeler arabeske yöneltiyordu. Müslüm’e, Orhan’a çok şey borçluyum dersem abartmış olmam. Bunu herkes için genellemek mümkün değil. Ama benim için ve diğer bazı adamlar için bu aidiyet, bu yakınlık hayati önem taşıyor. Menteş’in dediği gibi Orhan çalan bir arabadan şarkı bitmeden inmiyoruz. Ama kalkıp da buna yavşaklık dersen. Neyse....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder